![]() |
GÖKYÜZÜNÜN MUHTEŞEM RENKLERİ NASIL OLUŞUR? Güneşli ve açık bir günde gökyüzü gözümüze mavi, Güneş sarı olarak gözükür. Akşamüstü ise bu renkler, yerlerini kırmızı ve pembe tonlarına bırakır.
Yüce Allah, tüm evreni kusursuz bir yaratılışla yoktan var etmiş ve herşeyi neden ve sonuçlarıyla düzenlemiştir. Bu mucizevi gezegeni saran ve yaşamsal dengeleri düzenleyip koruyan atmosfer de bir düzen içinde var olan yaratılış delillerinden biridir. Dünya'ya, canlı yaşamı için özel olarak belirlenmiş miktarlarda ısı ve ışık ulaştıracak şekilde yaratılan atmosfer aynı zamanda gökyüzünün renklerinin belirlenmesindeki ana etkendir.
Güneş'ten gelen ışınlar, önleri uzayda gazlar ve toz zerrecikleriyle kesilmediği sürece uzayda dik bir açıyla ilerler. Atmosferin de içinde barındırdığı gaz molekülleri, görünen ışığın dalga boyundan daha küçüktürler. Işık, bir gaz molekülüyle çarpıştığı zaman ışığın bir kısmı emilir, bir kısmı da kısa süre sonra moleküller tarafından farklı yönlere yansıtılır. Buna “Işığın Saçılması” adı verilir.
“Işığın Saçılması”, gökyüzünden gelen ışığın rengini etkiler ama ışığın rengi daha çok dalga boyu ve parçacıkların boyutuyla belirlenir. Atmosfer içerisindeki moleküller ve küçük parçacıklar ışık ışınlarının yönlerini değiştirerek onları saçar. Renk yelpazesindeki en kısa dalga boyları ışığın mor yönündekilerdir. Işığın kırmızı yönü ise en uzun dalga boylarına sahiptir. Kısa dalga boylarına sahip olan mor ve mavi tonları, havadaki moleküller tarafından renk yelpazesindeki diğer tüm renklerden daha çok saçılır ve yansıtılır. Bu nedenle mavi ve mor tonları açık havalı bir günde gözümüze daha iyi yansır. Ama gözlerimiz mor rengini tam anlamıyla ayırt edemediği için biz gökyüzünü masmavi olarak görürüz. www.gecegunduzmucizesi.com
Eğer dalga boyu kısa olan ışıklar en çok saçılanlar ise gökyüzünün neden mavi yerine en kısa dalga boyuna sahip olan mor renkte olmadığı bilim adamları için adeta bir bilmecedir.
Ufka daha dikkatli ve yakından baktığımız zaman gökyüzünün o noktada daha soluk bir renkte beyaza yakın olduğunu görürüz. Çünkü saçılmış mavi ışığın bizim gözümüze ulaşabilmesi için daha fazla hava molekülünü geçmesi gerekir. Bu uzun yol üzerinde ışığın bir kısmı tekrar saçılarak farklı yönlere dağılır ve böylece gözümüze daha az mavi renk ulaşır.
Gökkuşağı, güneş ışınlarının yağmur damlalarında veya sis bulutlarında yansıması ve kırılmasıyla meydana gelen ve ışık tayfı renklerinin bir yay şeklinde göründüğü meteorolojik bir olaydır. Bu olayda havadaki su damlacıkları prizma görevi görmüş olurlar. Gökkuşağında görülen yedi renk; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mordur. Tipik bir gök kuşağı kırmızı, turuncu, yeşil, mavi ve mor renklerinden meydana gelen bir renk sırasına sahip bir veya daha fazla aynı merkezli arklardan ibarettir. En çok rastlanan çeşidi ilkel (birinci) gökkuşağıdır. Bu çeşidin merkez açısı 42° civarındadır ve kırmızı renk dış tarafa, mor renk iç tarafa isabet eder. Bazen ışığı daha zayıf merkez açısı 50° civarında olan tali (ikinci) gökkuşağına da rastlanır. Bunda renk dizilişi diğerinin tersidir. Bunların haricinde sadece dar kırmızı veya kırmızı-yeşil renk bantlarından müteşekkil küçük kuşaklar da görülür ve bunlar birinci gökkuşaklarının iç tarafında ve ikincilerin dış tarafında bulunurlar.
Gökkuşakları; ışık ışınlarının yağmur damlaları ve sis tanecikleri tarafından kırılması, yansıtılması ve dağıtılması ile meydana gelir. Büyük damlaların meydana getirdiği kuşaklar en parlak ve renk ayrılması en belirgin olanlarıdır. Küçük yağmur damlalarının meydana getirdiği kuşaklar ise daha zayıf ve daha geniş olurlar. Bunun en tipik örneği sis kuşağı olarak da isimlendirilen ve sis bulutu veya buğusu tarafından meydana getirilen beyaz kuşaklardır.
Günbatımı esnasında ufka yakınlaşan Güneş’ten gelen ışınlar atmosfere yatay olarak girer ve daha fazla yol kat eder.Yol uzadıkça ışık daha çok parçacık ve molekül içinden geçerek mavi renk ve tonlarını tüm gökyüzüne saçar. Böylece Güneş’in rengi kırmızı tonlarına doğru değişmeye başlar. Eğer yol yeteri kadar uzunsa tüm mavi renk ve tonları emilerek görüş alanımız dışına saçılır ve diğer renkler gözümüze doğru yollarına devam ederler. Kısa dalga boyuna sahip olan mavi ve yeşil tonları bu uzun yol üzerinden dışarıya saçılır ve en uzun ışık dalga boyuna sahip olan kırmızı renk ortaya çıkar.
1977 yılında “Viking Mars Lander" uzay aracından ve 1997 yılında “Pathfinder”den gönderilen resimlere göre Mars’ın yüzeyinden bakıldığında gökyüzü kırmızı gözükmektedir. Bunun nedeni ise Mars’ta zaman zaman gerçekleşen toz fırtınaları sırasında etrafa saçılan kırmızı demir zengini toz parçacıklarıdır. Mars’ın gök rengi bu gezegenin hava durumlarına göre değişiklik gösterir. Eğer yakın bir zamanda fırtına olmamışsa gök mavi renkte fakat çok daha koyu bir tonda gözükür. Bunun nedeni ise Mars’ın atmosferinin Dünya’nınkinden daha ince olmasıdır.
Alemlerin Rabbi, evrenin Yaratıcısı Yüce Allah küçücük kum tanesinden, dev gibi dağlara, bir su damlasından, harikulade gökyüzüne kadar kainattaki herşeyi kusursuz bir düzen ve akılla yaratmıştır. Sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz, gökyüzünü insanlara koruyucu bir bina kılmış ve ondan türlü hayırlar indirmiştir. Yüce Allah, üstün aklının eseri olan gökyüzünü, "Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi, 117) ayetinde de haber verdiği gibi hiçbir örnek olmadan yoktan var etmiş ve henüz büyük çoğunluğundan haberdar dahi olmadığımız olağanüstü bir düzenle inşa etmiştir.
|
![]() |